“Geldi, gelecek” diye ne zamandır gün sayılan seçime 2 yıla yakın bir süre kaldı.
Bir bakacağız, 2028 yılının bir yaz sabahında ellerimizde seçmen kartları, sandık başına gideceğiz.
Belki de seçim normal zamanına kalmaz ve 2028 yılından önce yapılır
Kim bilir?
Ya sonra?
Sandığa gittik, oylarımızı kullandık, akşam oldu; televizyon karşısında oturmuş, haber ve yorum yasağının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından kaldırılmasını ve sonuçların açıklanmasını bekleyeceğiz.
Herkes merakla Nasıl bir sonuçla karşılaşacağız diye ekran karşısına geçecek?
Etrafa bakıyorum da hiç şimdiki kadar sonucu kestirilemeyen bir seçim hatırlamıyorum.
Belirsizlikler geçmişte olmadı değil, oldu; pek çok seçim gecesi şaşırtıcı sonuçlar alınabildi. Ancak, hemen her seçimde, sandığa düşecek iradenin ne olabileceğini sandık başına gitmemize bir ay kala tahmin edebiliyorduk.
Bugün kamuoyunun gündeminde 4 temel soruya cevap aranıyor;
1-2028 yılından önce yapılacak erken genel seçimlerde sandıktan kim cumhurbaşkanı olarak çıkacak?
2-Hangi ittifak daha çok milletvekiliyle Meclis’te temsil edilecek?
3-İmamoğlu bu seçimlere katılabilecek mi? Katılamazsa CHP kimi aday olarak öne çıkaracak?
4-2028 Yılında veya daha öncesinde yapılacak seçimlerde hangi partiler hangi ittifaka katılacak. Cumhur İttifakından sonra yeni bir ittifak kurulacak mı?
Sonuç olarak insanlar şunu düşünüyor:
2028 ya da daha önce yapılacak bir seçimde Türkiye’de istikrar olabilecek mi? Erdoğan Tekrar Cumhurbaşkanı adayı olacak mı? Erdoğan aday olmaz ise Ak Parti Genel başkanlığını bırakır mı? Erdoğan sonrası Ak Partinin başına kim geçer? Erdoğan ailesinden biri mi yoksa Ak Parti içinden birimi bu makama gelir? Ak Partinin Cumhurbaşkanı adayı kim olur.Ak Parti İktidar dışında kalır ve Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybederse bu partinin sonu nasıl olacak? Sorular, şüpheler, belirsizlikler diz boyu.
Toplumda genel kanaat, seçimin ortada olduğu, Cumhur ittifak karşısında nasıl bir yapılanma olacak ve onların cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Geçmiş dönemlerde yaşanan Millet İttifakı ve 6 masa kötü örneği hala belleklerde canlı duruyor. Oylarının birbirine yakın göründüğü ana fikri dolaşıyor. Seçim zaferini küçük oy farklılıkları belirler yargısı çok kuvvetli bir ihtimal
Bu ön kabul doğru mu?
Şu anda ağırlıklı alternatif seçenek budur demek çok yanlış bir yargı olmaz.
Yaptığım saha araştırmalarında İktidara kızgın ancak muhalefetin Cumhurbaşkanı ve Milletvekili adayını da tasvip etmeyen seçmenler var ve o kitlenin oranının ne kadar olduğu tam bilinmiyor.
İki ana adaya gitmeyecek oylar üçüncü veya dördüncü adaya yönelebilir mi? Bence böylesi bir ihtimali yok saymak yanıltıcı olabilir.
Farklı adaylara gidecek oy oranı toplamda %7’in üzerine çıktığı takdirde seçimin ilk turda sonuçlanmaması, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalma ihtimalini ortaya çıkarır.
Bu sebeple de, muhalefetin adayının kazanmasını arzu edenler, diğer iki adayı fazla gibi görecekleri için, o iki adaya oyun bozucu, bir toplum mühendisliği olarak bakıyor.
Seçim gerçekten onlar yüzünden yani hangi iki aday çıkarsa çıksın onlar yüzünden seçim ikinci tura kalır ve o turda kendilerinin de değişmesi gerektiğini söyleye geldikleri iktidarın devamını sağlayacak bir sonuç ortaya çıkarsa, aday olacak iki kişi nasıl bir tepkiyle karşılaşacaklarını herhalde hesap ediyorlardır…
Hesap etmiyor olabilirler mi?
Bence etmiyorlar ya da etmek istemiyorlar
