Politika

Savaş ve Göç

İçinde yaşadığımız bu yüzyılda büyük dramlar, acılar yaşanıyor.

Gezegenin her yanında savaşlar yıkım, ölüm ve parçalanmış hayatlar meydana getiriyor.

Savaş belasından canlarını kurtarmak isteyenler en yakın ülke sınırlarına kaçıyor.

Savaş Göçleri diye tanımladığım bu durumun ana sebebi emperyalizmin ekonomik çıkarlarıdır.

Savaşların bitmediği toprakların doğal zenginliklerini paylaşmak isteyen emperyalizm vahşet senaryosunu hayata geçirirken bu coğrafyada yüzyıllardır yaşayan insanlar tüm geçmişini,

Savaş ve Göç

Hadi Canım Sende

Ulusal gazetelerde yayınlanan köşe yazılarına göz attığınız olur mu?

Peki, Televizyonlardaki açıkoturumları izler misiniz?

Ulusal kanalların izlenme oranlarındaki azalmayı duydunuz mu?

Ulusal gazetelerin ciddi manada okuyucu kaybettiğini biliyor musunuz?

Başkent Bülten gazetesinin okuyucusu olarak sizlerin çoğunun bu sorulara ‘Evet’ cevabını vereceğini sanıyorum.

‘Hayır’ cevabı veren okura sözüm yok.

Hadi Canım Sende

Önümüzdeki Aylarda Siyasi Partilerin Geleceği

Ankaralı toplum “Seçimler bitti, ortalık sakinler” diye umut ediyordu.
Ama siyasi kulislere baktığımızda durum pek öyle görünmüyor.
2028 tarihinde yapılacak seçimlerden sonra, Partiler arası mücadelenin yerini, parti içi mücadele almaya başlayacak.
Belki de birçok siyasi oluşum tarihin çöplüğüne gidecek.
Kuvvetle ihtimal Türk siyasetinde ve Ankara politikasında çok ciddi değişim ve dönüşümler yaşanacak.
Önümüzdeki aylarda politika yeni gelişmelere gebe.
Önümüzdeki süreçte partilerin geleceğine yönelik değişimler Türkiye’nin geleceği açısından önemlidir.
Ülkemizde şu an için bir erken genel seçim söz konusu değil
Çünkü genel seçimlerin üzerinden çok az bir süre geçti.

Önümüzdeki Aylarda Siyasi Partilerin Geleceği

Eğitim ve Sağlıkta Türkiye

Türkiye’de en çok tartışılan ve üzerinde çok yorum yapılan iki konu eğitim ve sağlıktır.

Bu husustaki tartışmalar ve yapılan iyeleştirmeler toplumu tatmin etmiş görünmüyor.

Bu iki konu için yapılan çalışmaları halkımız yazboz tahtası örneğiyle eleştirmekte.

İşin garip ve ilginç yanı bu tartışmaları en çok yapanlar ve bu meselede sorunlara parmak basanlar işin uzmanı olan eğitimciler ve sağlık çalışanlarıdır.

Eğitim ve sağlık sistemini yöneten Bakanlarında kendi siyasi eğilimlerine göre problemleri çözmek istediği açık bir gerçektir.

Ülke muhalefeti ise iktidarı ve söz konusu bakanlarının çalışmalarının yetersiz hatta eksik ve hatalı olduğu iddiasını dillendirirken toplumda kabul görecek öneri ve çözümlerini her ne hikmetse bir türlü açıklamıyor veya açıklayamıyor.

Eğitim ve Sağlıkta Türkiye

Putin'e Suikast Yapılacak Mı?

Avrupa başkentlerinin bazılarında alttan alta bir dedikodu yapılmaya başlandı.

Bu dedikodu şudur,

Bir sür sonra Rusya devlet Başkanı Putin’e bir suikast yapılacağı iddiası.

Küçük harflerle ve kapalı kapılar altında konuşulan bu dedikodunun gerekçesi şöyle sıralanıyor.

Rusya Ukrayna arasındaki savaşın önlenmesi veya Rusya’nın bu savaştan tek taraflı çekilmesinin ön koşulu Putin’in ölmesi.

Yine bu dedikoduyu dillendirenler şu iddiayı ortaya koyuyor:

Putin çok kısa bir süre sonra Ukrayna’yı işgal edecek.

Ukrayna’nın düşmesi başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa devleti için ciddi bir tehlikedir.

Ayrıca Çinin dünya ekonomisine hâkimiyet çalışmalarını gizili destekleyen yine Putin.

Putin desteğini kaybedecek Çinin başta Taylan olmak üzere birçok alanda geri adım atması mümkündür.

Putin'e Suikast Yapılacak Mı?

Başkent Toplumunda Ayrışma, Küsme ve Kopuş

Siyaset, siyasilere bırakılamayacak kadar önemli bir konudur ve Milletin büyük bir bölümü siyaseti sadece izlemekle kalıyor.

Siyasette katılımcılık çok önemlidir.

Ülkemizin sorunlarına karşı kimin bir sözü, fikri ve projesi varsa bunların değerlendirilmesi toplumsal kalkınma hızımızı inanın çok arttıracaktır.

Peki, mevcut ve yeni kurulacak partiler ve liderler katılımcılığı özendirecek projeleri hayata aktarmada yeterli çalışmalar yapıyor mu?

Bu soruya gönül rahatlığıyla ‘Evet’ demek mümkün değil.

Yıllarca liderler siyaseti ele geçirme, ya da arka bahçede pazarlıklarla işi götürme ile iktidarı ele geçirme çabası içinde zaman tükettiler

Ülkemizde siyaset kurumunun en önemli yapı taşı olan particilik konusunu irdelediğimizde çok ilginç bulgulara rastlıyoruz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11 Şubat 2019’da yayınladığı listeye göre, Türkiye’de 104 tane parti var ve bunların 77 adedi şu anda siyasi faaliyet gösteriyor.

Başkent Toplumunda Ayrışma, Küsme ve Kopuş

Türkiye'nn Sorunları ve Siyaset Kurumu

Anadolu denen bu coğrafyada ebetteki sorunlar asla bitmez.
Bir sorun daha çözülmeden başka bir sorun uç verir.
Türkiye’nin önündeki bu devasa sorunların elbette bir geçmişi var.
Osmanlı devrinden itibaren her geçen gün artan problemler genç cumhuriyetle birlikte azda olsa çözüm arayışlarına dönüşse de istenen ve arzulanan içleşmeler tam başarılamadı.
Bu meselenin en temel nedenlerinden biride belki birincisi bu coğrafyanın jeopolitiğidir.
Türkiye en basit tanımla Asya ve Avrupa arasında doğal bir köprü.

Türkiye'nn Sorunları ve Siyaset Kurumu

Ankara Şehir Hastaneleri

Güzel Ankara’mızda iki tane devasa şehir hastanesi var
Ankara Bilkent ve Etlik şehir hastanesi
Etlik şehir hastanesi Bilkent şehir hastanesine göre hem daha büyük kapasitede hem de çok daha geniş bir alana yayılmış
Bilkent şehir hastanesi ilk kurulan.
Etlik daha sonra hizmete girdi.
Etlik şehir hastanesini inşaat halindeyken görmüş ve Hasta hanenin devasa giriş şekil ve sayısından çok etkilenmiştim.
Yakın zamanda Ulusal TV kanallarında Sağlık Bakanlığı’nın “Şehir Hastaneleri” tanıtımını, daha doğrusu reklamını, izlemişsinizdir.
Özellikle Başkentteki ’ etlik şehir Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biridir. İkinci sırada ise Bilkent Şehir hastanesi geliyor.
Ankara Şehir Hastanelerinin açılma sürecinde Ankara Numune Hastanesi hizmete kapandı.
Numune Hastanesi Kurtuluş Savaşı'nda yaralanan askerleri tedavi eden Ankara’nın o dönemlerdeki tek hastanesi idi.

Ankara Şehir Hastaneleri

Başkentli Çocuklar

Çocuklar

Geleceğimizin teminatı

Öyle diyoruz da çocukların kişisel gelişimine onların sağlıklı bir beden ve zengin bir gönül dünyasına kavuşmaları için toplum olarak ne yapıyoruz?

Bu soruya gönül rahatlığıyla evet çocuklarımızın mutlu ve gelecekten umutlu yaşamaları adına her şeyi yaptık, yapıyoruz diyebiliyor muyuz?

Sanırım bu soruya çoğumuz Evet diyemeyiz.

Peki, bu hususta bürokrasi, yerel yönetimler özel kurum ve kuruluşlar bir şeyler yapma gayretinde mi?

Bu görüşe doyurucu ve doğru cevap vermek imkânsız.

Yerel yönetimlerin gençlere yönelik bazı çalışmaları, alt yapı hizmetleri yok değil ama bu hizmetler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Eğitimcilere göre yeni nesil çocukların ilgi alanları değiştiği için tatminsiz ve zevksiz bir gençlik uç veriyor.

Başkentte çocuk olmak. Çocukluk anılarını bu topraklarda yaşamak bir şans mı şansızlık mı sorusu beynimin bir köşesinde sürekli beni rahatsız eden bir soru

Başkentli Çocuklar

Bir Anı - Bir Olay

Arkadaşlarla yaptığımız grup toplantılarında bana geçmiş siyasi olaylar sorulur.
Siyasi tarihimizde çok çarpıcı, ilginç olaylar vardır.
Ülkemiz mazisindeki siyasi olaylardan en ilginç olanı paylaşayım.
Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal Türk siyasetinin en etkili isimlerinden biriydi. Özallı yıllarla ilgili birçok önemli olay hala gizemini koruyor.
Kamuoyunun pek bilmediği bir Özal’la ilgili sadece bir tanesini siz gazetemiz okurlarıyla paylaşayım.
İleriyi gören merhum Özal 2000’li yıllarına gelindiğinde başta savaşlar olmak üzere hayatın birçok alanında bilgisayarların çok etkili olacağını her fırsatta etrafına söylüyordu.
Bu görüşünü pratiğe aktarmak için bazı girişimlerde, operasyonlarda bulunmak istiyordu ancak hükümetle, devletteki kimi kurum ve kuruluşlara çok güvenmediği için kendi etrafında çok güvendiği bir kişiyle, rahmetli Adnan Kahveci’ ile bu operasyonu yapmaya karar verdi.

Bir Anı - Bir Olay

Türkiye'nin Önündeki Tehditler-Tehlikeler-Fırsatlar

Bu yüzyılda ülkemizin jeopolitiğinin hassaslığı ve dünyada beklenmeyen politik, ekonomik askeri kaynaklı olumsuz hadiseler bu coğrafyada yaşayan bizlerin önüne belirsizliklerle dolu bir dönemi getiriyor
Türkiye tarihinin en kritik jeopolitik, ekonomik, toplumsal imtihanını veriyor.
Ülkemizin karşısında olan birçok ülkenin Türkiye’ye karşı yürüttüğü çok cepheli güç bu cenneti bölme operasyonunu yürütüyor.
İşin hazin ve acı tarafı ülkemizi bölmeye, parçalamaya yönelik operasyona bilerek veya bilmeyerek birçok insanımızın da bu hain plana destek vermesi.
İçimizdeki bedbahtlar ile dış güçlerin devşirme maşaları bu kalleş, sinsi ve çirkin planlamalarda yer alırken bu hainliklerini demokrasi,insan hakları,kültürel haklar maskesiyle gizlemektedirler.
Bu topraklarla aidiyet duygusunu kaybetmiş kutsal değerlerimiz olan ezan , bayrak,din,devlet gibi bizi biz yapan duygu ve düşüncelerden kopmuş hainlere anlatacak ne bir fikrimiz ne önerimiz olamaz.

Türkiye'nin Önündeki Tehditler-Tehlikeler-Fırsatlar

ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller

ABD’nin çok geçmeden önümüzdeki günlerde,beklide saatlerde İran’a askeri saldırı düzenleyebileceği ihtimali her geçen an güçleniyor.
Başkent Bülten okuyucuları belki bu yazı dizisini okuduğunda ABD uçak gemisinden kalkacak uçaklar ve gemilerden fırlatılacak süpersonik füzeler ateşlenmiş olabilir.
Sadece İran coğrafyası değil tüm Ortadoğu büyük bir kaosa ve çatışma alanına dönüşebilir.
Özellikle körfez ülkeleri olası İran saldırısında ana hedef haline gelecektir zira Ortadoğu coğrafyasında yer alan tüm ülkelerde ABD in ciddi büyüklükte askeri varlığı var.
Yine İsrail’inde olası İran müdahalesinde tarafsız kalacağını düşünmek akıl dışı bir varsayımdır.
Yine Trump tehdidi altındaki Avrupa Ülkelerinin İran saldırısını önlemeye yönelik diplomatik ve caydırıcı gücü yoktur.
ABD hemegonyası altındaki Birleşmiş Milletlerinde bu savaşı durduracak yaptırım gücü ve kuvveti yok.
İran’ı arka bahçesi gören Çin ve Rusya’nın ABD karşısında ciddi bir duruş göstermeyecekleri apaçık ortadadır.

ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller
Please fill the required field.
Image