Bir Şahsiyet Manifestosu: Zirveye Tevazuuyla Tırmanan Adam, Abdullah İlten

Bir Şahsiyet Manifestosu: Zirveye Tevazuuyla Tırmanan Adam, Abdullah İlten

Dünya, gürültü yapanların, vitrin süsleyenlerin ve rüzgâra göre yön değiştirenlerin sahnesi gibi görünse de; tarihin asıl omurgasını sessizce yürüyen, emeğini seccade gibi yere seren ve duruşuyla güven veren "has adamlar" oluşturur.
İşte Abdullah İlten, bu kaotik çağda sığınılacak bir liman, bakıldığında yön bulunacak bir kutup yıldızıdır.
Tırnaklarla Kazınan Bir Kaderin Hikâyesi
Onun hikâyesi, hazır sofralara oturanların değil, o sofrayı helal lokmayla kurmak için taşın altına gövdesini koyanların hikâyesidir.

Abdullah İlten ismi, tesadüflerin ya da rüzgârın getirdiği bir başarı değil; sabrın, terin ve sarsılmaz bir iradenin ürünüdür.
Bulunduğu yere başkalarının omuzlarına basarak değil, tırnaklarıyla o sert kayaları kazıyarak gelmiştir.
Her adımında bir emek, her başarısında bir alın teri mührü vardır.
Güç Zehirlenmesine Karşı Tevazu Kalkanı
Çoğu insan basamakları tırmandıkça topraktan uzaklaşır, yukarılara çıktıkça aşağıdakileri küçük görür.
Oysa Abdullah İlten, yükseldikçe köklerini daha derine salan bir çınar gibidir.
Makamın ve imkânın insanı kirlettiği bir çağda, o "tevazu" denilen o yüce makamı kendine mesken eylemiştir.
İnsanlara tepeden bakmak bir yana, her gönle girmek için eğilmesini bilen, gücü bir baskı aracı değil bir hizmet aracı gören nadir bir olgunluğun temsilcisidir.
Geç Kalınmış Bir Keşif, Ömürlük Bir Dostluk
Bazen hayat, en kıymetli hazinelerini yolun ortasında çıkarır karşınıza.
Onu geç tanımış olmak, belki de kaderin bir cilvesidir; zira gerçek cevher, sahtelerle kıyaslandığında parlaklığı daha net anlaşılır.
"Tüm tanıdıklarımdan daha muhteşem" dedirten o sır, Abdullah İlten’in sadece başarılarında değil, karakterinin kumaşındaki o lekesiz saflıkta gizlidir.
İyi niyetin aptallık sanıldığı bir dünyada, o iyi niyeti "asalet" olarak yaşayan ve yaşatan bir derviştir.
Abdullah İlten’in karakterindeki o derin huzur ve merhamet, tesadüfi bir huy değil; adeta Yunus Emre’nin "Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü" düsturunun bu çağdaki sessiz tezahürüdür.
Yunus, "Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için" derken tam da Abdullah’ın yüreğindeki o bitmek bilmeyen iyi niyeti tarif ediyordu.
Genç yaşında, akranları hayatın sadece dış yüzüyle oyalanırken; o, merhameti bir zırh gibi kuşanmış, kimsesizin kimsesi olmayı kendine dert edinmiştir.
Hz. Mevlana'nın o meşhur çağrısı olan "Gerekmez mi ki insan, bir maden gibi değerli olsun?" sözü, Abdullah’ın asaletinde hayat bulur.
Onun çalışkanlığı, sadece dünyalık bir kazanım değil, Mevlana’nın tabiriyle "hamdım, piştim, yandım" sürecinin bir parçasıdır.
Gençlik ateşini hırsla değil, hizmetle harmanlamış; hamlığını tırnaklarıyla kazıdığı o zorlu yollarda pişirerek, erkenden bir olgunluk makamına erişmiştir.
Onun asaleti, giydiği kumaştan ya da sahip olduğu imkândan değil; ruhunun duruluğundan gelir.
Mevlana, "Güzelliğin dışta değil, içte olduğunu" söyler ya; Abdullah Bey, bakışındaki o babacan şefkat ve duruşundaki sarsılmaz güvenle, etrafına sadece başarı değil, huzur ihraç eder.
Genç bir bedende bu denli köklü bir merhameti barındırmak, her yiğidin harcı değildir.
O, darda kalana el uzatırken sağ elin verdiğini sol ele duyurmayacak kadar Yunus meşrepli; hayatın fırtınaları karşısında ise gövdesini siper edecek kadar asil bir dağdır.
Özetle Abdullah İlten; Yunus’un diliyle konuşan, Mevlana’nın kalbiyle hisseden ve Anadolu’nun kadim ahlakını gençliğin enerjisiyle birleştiren bir "yol açıcıdır.
Onu tanımak, insanın insanlığa olan inancını tazeleyen, bitti denilen yerde vefanın hâlâ dimdik ayakta olduğunu gösteren en somut kanıttır.
Tarihe Düşülen Not
Bu bir övgü yazısı değil, bir hak teslimidir. Abdullah İlten, dostluğun kitabını bizzat yaşayarak yazan, başarısını tevazuuyla taçlandıran bir Anadolu beyefendisidir.
O, sadece bir isim değil; dik duruşun, mertliğin ve vefanın yaşayan manifestosudur.
Geç tanıdım ama ruhumun en mutena köşesinde yerini buldu. Selam olsun o güzel yüreğe, selam olsun Batman’ın bağrından kopup gelen o asil duruşa...

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image