Bir ülke düşün…
Sokakları kalabalık ama sesleri eksik.
İnsanlar konuşuyor gibi yapıyor, ama kimse aslında hiçbir şey söylemiyor.
Çünkü bazı sessizlikler vardır…
Korkudan değil, alışkanlıktan doğar.
Ve en tehlikelisi de budur.
Bugün içinde yaşadığımız düzen, bağıranların değil susanların düzenidir.
Çünkü sustukça yerleşir, sustukça normalleşir, sustukça kök salar.
İnsanlar artık gerçeği bilmiyor değil…
Sadece söylemenin bir şey değiştirmeyeceğine inanıyor.
İşte kırılma noktası tam burası.
Bir toplumda insanlar konuşmayı bıraktığında, aslında sadece seslerini değil, iradelerini de kaybederler.
Ve o andan sonra artık neyin doğru, neyin yanlış olduğuna onlar karar vermez.
Onlar sadece izler.
Görür…
Ama görmezden gelir.
Bilir…
Ama bilmezden gelir.
Çünkü sistem, insanlara konuşmayı değil, katlanmayı öğretmiştir.
Sessizlik bir tercih olmaktan çıkar,
bir hayatta kalma stratejisine dönüşür.
Ve işte o zaman…
en büyük yalan başlar:
“Her şey normal.”
Hayır.
Hiçbir şey normal değil.
Ama en büyük sorun da bu zaten…
Normal olmayanın normal gibi kabul edilmesi.
İnsanlar artık tepki vermiyor,
çünkü herkes bir başkasının vermesini bekliyor.
Herkes susuyor,
çünkü ilk konuşanın yalnız kalacağından korkuyor.
Ve bu korku…
toplumu görünmez zincirlerle birbirine bağlıyor.
Oysa gerçek şudur:
Sessizlik bulaşıcıdır.
Ama cesaret de öyledir.
Bir kişi konuştuğunda risk alır.
Ama kimse konuşmadığında, herkes kaybeder.
Bugün yaşananların çoğu, yapılanlardan değil…
Yapılmasına izin verilenlerden doğuyor.
Ve izin, çoğu zaman yüksek sesle değil,
derin bir sessizlikle verilir.
Bu yüzden mesele sadece konuşmak değil…
Mesele, ne zaman sustuğunu fark etmektir.
Çünkü bazen insan, başkalarının baskısıyla değil,
kendi sessizliğiyle kaybeder.
Ve en acı olanı şudur:
Bir süre sonra insanlar sustuklarını bile unuturlar.
Artık konuşmamaları garip gelmez.
Susmaları normalleşir.
İşte o an…
Toplum değil, alışkanlıklar yönetmeye başlar.
Ve alışkanlıklar, gerçeğin en sessiz düşmanıdır.
Bu yüzden bu yazı bir eleştiri değil…
bir hatırlatmadır.
Unutulan bir şeyi hatırlatma:
Senin sesin var.
Ve o ses çıkmadığında,
sadece sen değil,
gerçek de kaybolur. “Gerçek rahatsız eder… ama değiştiren de odur.”
