Hikmet-i Hükümet

Hikmet-i Hükümet

HİKMET-İ HÜKÜMET; Bu kavramı daha önce duydunuz mu bilmem. Bu kavramın bugünkü karşılığı Devlet Aklıdır.
Bu sözcük Osmanlılar döneminde devletin aklı anlamında uzun yıllardır kullanırdı. Cumhuriyetin ilanından sonra bu kavram unutulmaya yüz tuttu.
Devlet Aklı kavramı, Fransızca Raison d'État terimine dayanıyor.
İç politikaya da uygulanmakla birlikte fiilen daha çok dış politikada kullanılan bir kavramdır devlet aklı.
Devlet aklı, Hükümetlerin tercihlerinin ve gündeliğin üzerindeki, uzun vadeli temel siyasal tercihleri anlatıyor. Serinkanlılığı, sağduyuyu, basireti, feraseti karşılar bu kavram.

Yine bu terim devlet çıkarıyla beraber, rasyonelliği vurgular
Osmanlı dönemlerinde kullanılan Hikmet-i Hükümet kavramının ilk sözcüğü olan hikmet herkesin akıl edemeyeceği, izahı kolay olmayan, hatta bazen kelimelere dökülemeyecek bir doktrini anlatır; Yani bilgelik bilgisini anlatır. Hikmete, akıl sır ermez - en azından, herkesin aklı ermez. Hikmet, bazen de anlaşılmaz bir sırdır
Devlet aklı söyleminin tartışıldığı en temel tartışma, Hükümet ile devlet arasındaki ayrımda ortaya çıkar.
Öncelikle şu tespiti yapalım: Binlerce yıl devam eden Devlet aklının yerli ve milli olan boyutuna "Türk devlet geleneği" demek gerekir.
Edebiyatımızın önde gelen son dönem yazar ve düşünürlerden Kemal Tahir devlet aklı ile şu ilginç çarpıcı sözleri söyler ‘"Bunlar nasıl bir akıllardır? Bunlar şeytanın bile aklına gelmeyecek akıllardır!" dedirten, afallatan bir akıldır. Herkesçe anlaşılamayacak, 'yüksek' bir akıldır.
Günümüzde ise Devlet Aklı söylemi, -artık bir kavramdan değil, bir ideolojik söylemden söz edilir oldu-, Bir başka söyleyişle bir nevi derin devlet kutsiyetini, hatta derin devlet erotizmini besler bu sözcük.
Bir yerlerde, devlet çıkarı adına, sıradan insanların sıradan zihinlerinin ermeyeceği yüksek menfaatleri gözeten devlet bilgelerinin varlığına inanmak, bu söylemi güdenleri çok farklı ve özel kılar
"Türk devlet geleneğinin Osmanlı aşamasında Devlet Aklının işleyişini görmek bakımından, 16./17. yüzyıl dönümü ve özellikle Celâlî isyanları tecrübesi tipiktir.
Devlet, eşkıyayı duruma göre bazen 'makul' ölçüde, bazen ibret vermek üzere gaddarca tepeler; bazen arka planını zayıflatmaya dönük önlemler veya tavizlerle sınırlandırır; bazen de eşkıyayı makam-mevki vererek 'içeriye çeker,' tatmin eder.
Bu taktiklerin hiçbiri de kesin ve kalıcı değildir; makam verilerek taltif edilenin gün gelip yine kafası vurulabilir, kahrü perişanlığa düşürülen gün gelip affa uğrayabilir.
"Türk devlet geleneğinin özeti belki de şu meşhur sözdedir: "Osmanlı'da oyun çoktur"
Yukarıdaki tanımlamalardan yola çıktığımızda MHP Genel başkanı Devlet Bahçelinin tüm Milleti ama özelde milliyetçi kesimleri şaşkına çeviren Terörsüz Türkiye projesi çerçevesinde söylediği sözlere bu açıdan bakmakta yarar var. Yine MHP Genel başkanı Bahçelinin devletin yıllarca bölücü başı, terörist başı diye tanımladığı İmralı’da cezasını çeken Öcalan’a kurucu önder demesine de bu anlatımlar ışığında bakmakta yarar var.
Bu kavrama uluslararası manada bakmaya çalışalım ."Batılı" Devlet Aklı ile hikmet-i hükümet arasında evet, bir fark var ama bu fark kişiye ve bakış açısına göre değişir.
Devlet Aklının kökünü, siyasal antropologların merceğinden, kadim ilk-devletlere kadar sürebiliriz. Yani, çıplak devlete kadar. Yani, asgarî güvenlik ve ganimet karşılığında koruma vaat ederek güçlenen, güçlenen, güçlenen devletin özüdür, köküdür.
Devlet Aklının özü, kökü esasen 'kendini düşünen' bir akıldır. Kendi bekasını, kendi devamlılığını gözetir, kapasitesini ("devlet kapasitesi") artırmaya azmeder. Onun için, her yola gelir. Aslında Devlet Aklı, devletin egosudur dersek çok abartmış olmayız.
Devletlerin kuruluşundan beri dünya genelinde bu yapı, güç topaklaşması olarak, yoğunlaşmış erk olarak, şiddet tekeli veya kutbu olarak, bünyesi itibarıyla kontrolsüz güç kullanmaya ve her türlü açık ve anlaşılmaz davranışlara ve keyfiliğe açıktır.
İnsanlık geliştikçe, teknoloji akıl almaz hızla büyüdükçe, toplumlar ve insanlar arasında iletişim geliştikçe kurulan modern devlet, "Aklıma mukayyet ol yarabbi" deyişindeki gibi, Devlet Aklına mukayyet olma süreci içinde gelişti.
Modern devlet teorilerine bakarsak işin doğrusu, bizzat devlet 'içgüdüsüne' mukayyet olma sürecini Devlet Aklıyla tanımlamaktır.
Son dönemde kullanılan hukuk devleti kavramıyla birlikte devletler davranış modellerinde, taktik ve stratejilerinde farklı olma çabasına girmeye çalıştılar ama ark planda kendi varlıklarının teminatı olarak gördükleri devlet aklını yine perde arkasından kullanmakta geri durmadılar.
Bugün Devlet Aklı, bütün dünyadaki kıskaçlarından kurtulmaya çalışıyor.
Zamanımızda bütün devletler, aklını "terörle mücadele" noktasında yoğunlaştırmıştır. Çağımızın en büyük konsepti devletin, Güvenliği ve bekasıdır.
Özellikle gelişmekte olan tüm ülkelerde "Ganimet ve koruma hizmetine karşı tam itaate dayalı davranış kalıbının hüküm sürmeli devlette Belirsizlik rejiminin müesses hale geldiği; buna bağlı olarak aslında "müesses “nizamın aşındığı, toplum genelinde ve kamu kurumlarda keyfilik alanının gitgide genişlediği bir zamandayız yargısı adeta sarsılmaz ilkelere dönüşmüş durumdadır.
Bu arada dış saldırılar yolu ile iç karışıklık üretip ve ülkelerin içyapılarına müdahale eden ve kısaca adına beynelmilel Devlet Aklı' dediğimiz konuya bir parantez açmakta yarar vardır.
Ünlü bir atasözümüz vardır: Aklın yolu birdir.
Bu söz bireyler için söylenmiştir. Unutulmasın ki normal insanların aklıyla devletlerin aklının işleyişi çok farklıdır.
Bireysel düşünerek oluşturulan akıl yolu asla devlet aklının yoluna benzemez
Çünkü Devlet Aklının 'yolu asla bir değildir.
Devlet aklını anlamak için bu kavramla vücut bulan ilkelere bakalım
1-Devlet aklı asla soru sorulmasına, sorgulama yapılmasına açık değildir.
2-Devlet aklının her zaman 5 ten büyük planlaması vardır. Biri sonuç vermese hemen diğerine geçilir
3-Devlet Aklı çok uzun bir test, deneyimleme süreci geçirir. Kararlar ve söylemler çok uzun bir zaman neticesinde olgunlaşır. İşaret gelmeden bu aklın söylemi gündeme taşınmaz.
4-Devlet aklı asla duygusal olmaz, duygusal düşünmez. Devletin geleceği adına on binlerce insanın feda edilmesi, ölmesi gerekirse bir saniye bile düşünülmez, karardan dönülmez, gereği yapılır ve asla bu kararı alanlar pişmanlık, nedamet üzüntü, suçluluk duymaz. Tam tersi çok kutlu ve hayırlı bir iş ve işlem yapıldığına inanılır.
5-Devlet aklı öyle sanıldığı gibi yüzlerce akil adamın düşünerek aldığı kararlardan oluşmaz. Devlet aklını oluşturan insan sayısı fazla değildir ve bu sürece katılanların seçilmesinin bir usulü vardır hem bu insanlar uzun yıllar büyük eğitimlerden geçirilmiş özel insanlardır.
Burada birkaç örnek verelim:
İngiltere lortlar kamerasına seçilen yani devlet aklının bir elamanı olmak isteyen insanlara tam 5 yıl susma, kendini kontrol etme, sinirlerine hâkim olma ve en kötü olayda dahi paniğe kapılmayıp renk vermem öğretilir. İngilizlerin soğuk insanlardır deyiminin bundan dolayı geldiği rivayet edilir.
Yine Çin’de devlet aklının elamanı olmak isteyenlerin3 yıl insanlardan uzak, tek başlarına kalıp, uzun uzun düşünme egzersizlerine tabi tutulduğu bilinir
Yine Hitler Almanya’sında buna benzer çalışmalar yapıldığı, Komünist Rusya’da devleti yönetecek polit büro elemanlarının sıkı sıkıya denetlendiği, denemelerden geçtiği efsanevi anlatımlara konu olmuştur.
Kadim Devlet Aklı söyleminde, siyaset-aşırı olduğu gibi, akıl-aşırı olma, hiç kimsenin düşünemediğini düşünme, toplumları ve rakip devletleri şaşkına uğratıp kafalarda onlarca sorulara neden olma vardır
Eskiden Anadolu’da Hikmeti hükümeti anlatmak için halk Bir deli bir kuyuya bir taş atar bin akıllı çıkaramaz deyimiyle devlet aklının aşırı, değişken, çarpıcı ve şok edici tarafına atıfta bulunmuştur.
Devlet Aklının en önemli özelliği sır edilemez yönüdür.
Tabi burada şu husus çık önemlidir
O ülkenin vatandaşları devlet akılına inanmak ve güvenmelidir.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image