Türkiye'deki Tarım Arazilerine Genel Bir Bakış

Türkiye'deki Tarım Arazilerine Genel Bir Bakış

Bir dönem “Türkiye bir tarım ülkesidir” söylemi vardı. Bu kavrama uzun yıllar inandık ama gerçek bu değil. Evet, Türkiye’nin toprağı büyük; ancak sahip olduğumuz toprağın sadece yüzde 28’i tarıma elverişli. Tarım alanı büyüklüğünde ülkeler arası sıralamada 14’üncü sıradayız. Tarım alanının büyüklüğü önemli olsa da daha da önemlisi, o ülkede tarım alanının kaç kişiyi beslediğidir. Nüfus artınca kişi başına düşen tarım alanı küçülüyor ve bizde kişi başına yalnızca 3 dekar tarım alanı düşüyor. Ülkeler arası kişi başına tarım alanı sıralamasında 40’ıncı sıradayız.

Sahip olduğumuz tarım alanlarının sadece yüzde 6’sı birinci sınıf, her türlü tarımın yapılabileceği niteliktedir. Büyük bölümü ise sulamayla ürün yetiştirilebilen alanlardır. İşte bu nedenle tarım alanlarını korumak zorundayız. Ne var ki “sanayileşme ve şehirleşme” nedeniyle tarım alanlarımızı, hem de en değerli tarım alanlarımızı kaybediyoruz. Son yıllarda şehirlerin hızlı büyümesi ve plansız sanayileşme, tarım açısından verimli topraklarımızı ciddi ölçüde azaltıyor.

Ülkemizdeki yanlış tarım politikaları ise işin diğer bir boyutudur. “Bir sanayi ürünü, 2 ton tarım üretimine denk gelir” gibi yanlış algılar, her geçen gün zayıflayan tarımcılığımızı daha alt seviyelere çekiyor. Köyden metropollere göçler, tarımdaki geriye gidişimizin bir göstergesi; ancak kendini besleyemeyen köylerin elbette boşalması kaçınılmazdır. Mevcut ve kullanılabilir tarım arazilerimizin 24 milyon hektarlık kısmı her yıl, 4 milyon hektarı nadasa bırakılmaktadır.

Sulanabilir tarım arazilerimiz 8,5 milyon hektar büyüklüğündedir. Bugüne kadar 6 milyon hektar araziyi sulanabilir hâle getirdik. Kalan 2,5 milyon hektarın da sulamaya açılması için çalışmalar sürmektedir. Sulama, bazı ürünlerde verimin 5 kat artmasını sağlayabilmektedir. Ancak sulamanın bilinçli yapılması şarttır. Suyumuz az; vahşi ve yanlış sulama toprakları verimsiz hâle getiriyor ve tuzlanmaya yol açıyor.

 

Dünyadaki gelişmiş ülkeler tarımın önemini gittikçe daha iyi kavrıyor ve bu konuda yeni bakış açıları ile politikalar üzerine ciddi şekilde düşünmeye başlıyor. Küreselleşen ve değişen yaşam koşulları ile ekonomik dinamikler, tarım arazisinde tarım yapmak yerine bu araziler üzerinde fabrika kurmayı veya konut yapmayı daha kârlı hâle getiriyor.

Elbette fabrika ve konut da önemlidir; ancak insanın hayatta kalabilmesi beslenmesine bağlıdır. Türkiye, kendi kendini besleyebilen az sayıdaki ülkeden biriyken tarım ürünlerinde giderek dışa bağımlı hâle geliyor. Özellikle yağlı tohumlarda, pamukta, yem bitkilerinde arz-talep arasındaki açık hızla büyüyor. Hububat ve bakliyatta bile arz-talep açığı oluşmaya başladı.

Tarım alanlarımızın daha fazla kaybolmaması ve verimliliğinin yok olmaması, ciddi tarım politikalarını artık zorunlu kılmaktadır.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image