ABD Başkanı Trump, ticaretini korumak bahanesiyle dünyayı yeni bir felakete sürükleyecek adımlar atıyor ve bu konuda duracak gibi görünmüyor.
Trump ilk önce kendi iç ticaretini korumak gerekçesini öne sürerek ABD ile ticari ilişkilere içindeki devletlere karşı sınırlarına ekonomik duvarlar örüyor.
ABD ile ticaret yapanlara çok yüksek düzeyde getirilen gümrük vergileri bu ülke ile ekonomik işbirliği yapan devletleri, büyük şirketleri çok ciddi sarsmaya başlamış durumdadır.
ABD in Gümrük vergisi sopasıyla karşılaşan bazı ülkelerde karşı hamle olarak onlarda ABD ye gümrük vergisi koysa bile bu çok caydırıcı bir önlem olmuyor. Çünkü dünya ticaretini yöneten ve yönlendiren en büyük ülke hala ABD ir.
Yine ABD in Rusya’ya ve İran’a uyguladığı politik içerikli ambargolarda dünya ticari dengelerini ciddi manada sarsıyor.
ABD eski yıllardan beri zenginleşme ülkesi olarak bilindiği için kendi ülkelerinden kaçanlar bu ülkeye sığınıyordu.
ABD in içindeki ekonomik darboğaza çözüm arayan Trump Venezüella’nın başkanını konutundan kaçırmakla kalmadığı gibi Venezüella petrollerine haydut misali çökeceğini çekinmeden söyleyebiliyor.
Trump bu alanda yani göçmen politikalarını gittikçe sertleştiriyor.
Trump ABD Başkanlığını kazanmış bir mağrur edayla dünya jandarmalığına ülkesini soyundurmaktan geri durmuyor.
Bu niyet ve düşünceler ile akla hayale sığmayan emperyalist hedeflerini akıl dışı stratejilerini birer birer hayata geçirmekten çekinmiyor.
Akıllara şu gelecektir
ABD Başkanı Trump ne yapmak istiyor
Tek kelimeyle cevap vereyim Ticari paylaşım savaşları başlatmak.
Bu tezimin hipotezini açıklayayım
Korumacı yaklaşımla yeni ticaret savaşlarının kapılarını aralayan Trump, Çin, Meksika ve Almanya’nın ticari rejim politikalarına bu yüzden sürekli saldırıyor.
Ekonomik bu saldırılara karşı başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesi tedirginlik duygusuna kapılmış durumda.
Trump, son hamlesini şu şekilde hayata geçiriyor.
Trump ticari savaş ilan ettiği ülkelerdeki ucuz işçilik ve imkânlardan faydalanan ABD’li şirketleri de eve yani kendi ülkelerine dönmeye zorluyor...
Bu politikalar karşısında başta Çin olmak üzere birçok ülkede ABD politikalarına karşı kendi ekonomik tedbirlerini almaya çalışıyor.
Trump’ın siyasi bu hamleleri kendi ülkesinde çok tartışılıyor ve bu ülkedeki ABD menşeli tröstler, çok uluslu holdingler durumdan çok rahatsızlar.
ABD’ li ekonomi stratejisi üzerine kafa yoranlar Trump’ın bu siyasi stratejisinin uluslararası ekonomik Küreselleşmenin sonunu getireceğini öne sürüyorlar.
Global sermaye sahibi olan güç merkezlerinde tedirginlik yaşanıyor.
Emperyalizmin en büyük silahı Global’ izm, Trump eliyle tarihe mi gömülüyor?
Bu sorunun cevabını ABD in önümüzdeki yıllarda yapılacak seçimleri sonucuna göre cevaplayabiliriz.
Zira Trump zihniyetindeki biri tekrar ABD Başkanı olursa siyaseten depremler hem bu ülkeyi hem insanlığı bekliyor olacak.
ABD 1930’lu yılların ekonomik politikalarına geri dönüyor diye feryat eden Demokratların Trump ve Cumhuriyetçilerin önümüzdeki seçimlerde ne kadar başarılı olacağı merakla bekleniyor.
Çinli bir yetkilinin şu sözleri çok ilginç ve çarpıcıdır.
‘Çine ekonomik savaş açan Trump’ ın şirketleri 2005 yılından bugüne kadar Çin’de yaklaşık 130 ticari markanın tescilini yaptırmış’
Bu ilginç açılma sonrası insanın aklına şu soru geliyor
Acaba Trump ve onunla birlikte hareket eden büyük ABD şirketleri dünyayı ele geçirmek mi istiyor?
