Ekonomi

Ekonomi Sayfası Banner

Türkiye ve İşsizlik

Türkiye ve İşsizlik

Değerli okurumuz;

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız analizde, yarınların ekonomik geleceğini bilimin ışığında irdelemiştik. Bugün ise konumuza, ülkemiz ve işsizlik perspektifinden devam edelim.

Dünya ekonomilerini kökten değiştirecek yeni bir süreç hızla gelişmektedir. Bu yeni konseptte artık yapay zekâ, büyük veri analizi ve ileri teknolojiler; yalnızca düşük nitelik gerektiren işleri değil, aynı zamanda daha üst nitelik gerektiren mesleklerdeki istihdamı da doğrudan etkilemektedir.

Bu ne anlama geliyor sorusuna basit bir örnekle cevap verelim:
Yakın gelecekte şoför gerektirmeyen araçları trafikte daha sık göreceğiz. Yani ulaşımda yepyeni bir sisteme doğru yavaş yavaş adım atılacaktır.

Devlet dairelerinde ve yaşamın birçok alanında; veri girişini yapan memurlara, bu verileri analiz eden teknik uzmanlara, yabancı dillerden çeviri yapan çevirmenlere ve hatta şoförlere olan ihtiyaç büyük ölçüde azalacaktır.

Bugün büyük otomotiv şirketleri ve teknoloji devleri, özellikle Google gibi firmalar; trafikte diğer araçlarla ve sinyalizasyon sistemleriyle iletişim hâlinde olan, tamamen otonom ve şoförsüz araçlar üzerinde yoğun biçimde çalışmaktadır.

Sevgili Ankaralı okurlar;

Genelde ülkemizin, özelde ise Ankara’mızın geleceğine bugünden hazırlanmak zorundayız. Çünkü gelecek, bugünden ona hazırlananlara ait olacaktır.

Yeni ekonomik düzene şimdiden hazırlanan toplumlar ve bireyler, önemli fırsatlar elde edeceklerdir. Bu yüzyıl hem çalışanlar hem de hükümetler için oldukça zor ve dönüştürücü bir dönem olacaktır.

Peki, bu süreçte neler yapmak gerekiyor?

Yapılması gerekenleri iki ana başlık altında toplamak mümkündür:

Devlet ne yapmalı?

Vatandaş ne yapmalı?

Bu iki başlığa kısaca bakalım.

Devletin öncelikle yapması gereken şudur: Her ulusun ekonomik kalkınmasındaki ana unsur emektir, yani insandır. Eğitim sektörüne yapılan yatırımların, bilgi ekonomisine tam geçişi sağladığı artık açık bir gerçektir.

Elbette sosyal devlet anlayışı, yeni ekonomik düzende çok daha önemli bir hâle gelecektir. Emek piyasasındaki makasın giderek açılması, devletin sosyal devlet olma rolünü daha da güçlendirmesini zorunlu kılmaktadır.

Her birey, hem kendi imkânlarıyla hem de devletin sunduğu olanaklarla üretime katılmak zorunda kalacaktır. Bilgi ekonomisinde rekabet eden her çalışanın, eğitimini ve mesleki gelişimini yalnızca okul yıllarıyla sınırlamaması gerekmektedir.

Hayat boyu öğrenme ve sürekli gelişim, bu yeni dönemin temel şartı olacaktır. Donanımlı, değişime uyum sağlayabilen ve girişimci olmayan bireylerin, yeni ekonomik sistemde yer bulmaları giderek zorlaşacaktır.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image