Devlet Bahçelinin Mesajları Kime?

Devlet Bahçelinin Mesajları Kime?

Devlet Bahçelinin Mesajları Kime?
MHP Genel başkanı Devlet Bahçeli, son grup konuşmasında ilginç, çarpıcı, dikkat çeken ve şaşırtıcı bazı sözler söyledi. Ciddi bir Devlet adamı olan Bahçelinin 3 Şubat günü yaptığı Grup konuşmasındaki gündem belirleyen sözlerini dinleyenlerin kafası son derece karışmış durumdadır.

Devlet Beyin son grup konuşmasını dinlerken aklıma Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir konuşması geldi.
Mealen Şöyle diyordu Demirel;
Türkiye de Kürt hareketiyle ilgili toplumu çok geren konuşmalar yapılırsa, bu söylemler ülkenin bölünme korkusunu tetiklerse, buna karşı Türkiye’de aşırı Milliyetçi hareketler tetiklenir ve böyle bir durumda çok vahim olaylar meydana

gelir. Bu Ulusun büyük bir çoğunluğunun zihin ve gönül dünyasında Milliyetçilik duyguları vardır. Millet Osmanlının bölüne bölüne küçülüp, Anadolu ya hapis olmasını hala hazzetmemiş, bu olgu milletin ve tarihin vicdanında büyük bir yara olarak orta yerde durmaktadır.

Devlet Beyin grup konuşmasını dinlerken merhum Süleyman Demirel’in sözleri kulaklarımda çınladı. Zira Milliyetçi Hareketin yaşayan en önemli lideri olan Bahçelinin bu sözleri politik manada asla söylemediğini, Kadim devlet aklının bu yüzyılda yaptığı bir projeksiyonun Bahçeli eliyle gündeme taşındığını düşünüyorum. Çünkü Devlet Beyin İmralı ve bazı isimler ile söylediği cümleleri bir başka siyasi söylese yer yerinden oynar ve birçok sokak olayları olurdu. Ama Devlet Bey söylüyorsa vardır bir bildiği ve o bunu boşa söylemez yargısı toplumda bir gerilme veya farklı tartışmalara yol açmıyor. Devlet Beyin söylemleri 2000 yıl öncesi radikal söylemlerde bulunan CHP tezlerini bile geride bırakmış bir ton, üslup ve vurgu taşımaktadır.
Bu duygu ve düşünceler ışığında Bahçelinin söylemlerini analiz ederken 4 hususa dikkat etmek gerekir
1-Zamanlamaya
2-Verilmek istenen mesaja
3-Verilmek istenen mesajın muhataplarına
4-Konuşmada adı geçen kişi ve konulara
ABD in olası İran’a saldırı ihtimali, Rusya Ukrayna arasındaki
Savaşın kızışması, ABD kamuoyunda Epstein dosyasındaki iğrençliklerin ortaya saçıldığı, Başkan Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır gezi programı, Suriye’deki yeni dönemin belirsizliği, TBMM de Kurulan Terörsüz Türkiye Komisyonun ortak raporunun yazılmaya başlandığı, Fransa’nın Afrika’da girişmeye başladığı örtülü operasyonların olduğu, Altının Dünya ve Türkiye’de anormal yükseldiği ve Ülkemiz de önlemeyen enflasyonun vatandaşın belini büktüğü bir zaman diliminde, velhasıl hepimizin gündemimizi uğraştıran bu konularda, Devlet Beyin bu coğrafya ile ilgili açıklamalarının elbette çok özel sebeplerinin olması gerekir.
Sıradan bir akıl bile bu tür cümlelerin söylenmesinin altında birçok gizemli bilginin olduğunu anlaması gerekir.
Devlet Beyin konuşma metnindeki söylemlerinin altındaki Mesajları okumaya çalışalım;
Şöyle diyor Devlet Bey; Elbette Müslüman Türk’ün ferdi olarak mikro-kozmozda siyaset-velayet dengesini tutturması, bunun da kontrolünü sıkı bir Allah korkusuyla sürdürmesi gerekmektedir.
Burada en dikkat edici şifre Siyaset -Velayet dengesi deyimidir.
Bu deyimde verilmek istenen bilgiyi yine kendi cümleleriyle okuyalım:
Biz hem Allah’tan korkan hem de kuldan utanan, mazisi 57 yılı bulan siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muhik ve muteber burcu olan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Kararlılıkla ifade etmem gerekirse, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, bütün Türk milletinin, hatta ve hatta Türk-İslam dünyasının siyaset kutbudur. Buna ilave olarak diyeceğim şudur: Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, ezcümle milli umutların düşmeyecek sancağıdır.
Devlet Bey bu açıklamayla hem kendi tabanına hem Milletin tamamına ‘Bizim çizgimiz budur ve bütün konuşma ve söylemlerimizi ifade ettiğim bu bağlamda değerlendirin demektedir.
Çünkü Terörsüz Türkiye projesi ve arkasından kurucu önder İmralı’dır söyleminden sonra birçok çevrede ‘Devlet Bey Milliyetçi Hareketin kök düşüncesinden kopuyor. Yanlış söylemlerle ülkenin bölünüp parçalanmasına zemin hazırlıyor’ Tezlerine açık ve net cevaplar veriyor.
Yine Devlet Bey Terörsüz Türkiye söylemiyle içleri burulmuş ama hala sağduyulu ve vakur davranış gösteren şehit ve gazi ailelerine de üstü kapalı mesaj vermeye çalışıyor. Bizim çizgimizde ve duruşumuz asıl köklerine bağlıdır derken, Devlet Bey Milli Hareketin aslında ülkenin bölünmez bütünlüğünün kendileri olduğuna atıfta bulunuyor.
Devlet Beyin Asıl ilginç söylemi ise son derece dikkat çekicidir;
‘Bizim folluğumuzda kuluçkaya yatıp başka kümeslerde yumurtlayanların, çıraklık dönemini aramızda geçirip
Gıcırdayan başka kapı diplerinde ustalık taslayanların Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i hakkıyla idrak, layıkıyla ifade
Etmeleri neredeyse imkânsızdır.
Hz. Mevlana’nın dediği üzere, her insan bir yağmur damlası gibidir. Kimisi düşer çamura, kimisi düşer gül
Yaprağına. Çamurla karışan çamur atar karşısına, gül bahçesinde olan mis kokular yayar etrafına.
Bizim çamur zihniyetlere, çamurlaşmış siyaset zirzoplarına yüzümüz dönük, kapımız sürgülüdür. Ruhu bedenine egemen olan bir insanda görülecek davranış kalıbı öncelikle itidaldir.
Şayet insan itidalin pusulasıyla hareket ederse çetin imtihanları, zorlu engelleri birer birer aşacak yürekliliğe
Ulaşacaktır.
Konuşmanın tam bu noktasında Devlet Bey müthiş bir mesajı hem Milli doktrin anlayışına hem Milliyetçi aklın stratejisine veriyor.
Altı kalın çizgilerle çizilmesi gerekir ki bu cümle gelecek yıllarda Türk Siyasi Tarihine yeni bir yol, nefes ve tarz getirecektir.
‘Türk milliyetçilerinin küresel ölçekli iddia ve hedefleri her zaman vardır ve bilinmektedir.’
Bu hedeflerin ve iddialarının ise zaman içinde Devlet Bey tarafından daha anlaşılır ve kapsamlı bir dille anlatılacağını düşünüyorum
Sokaktaki vatandaşların, düşünme, yorumlama, analiz kapasitesi sınırlı olan ve sadece kendi ana gündemlerinden başka şey düşünmeyip, dünyanın geleceği konusunda perspektifi olamayan sıradan insanımıza seslendiği şu cümleleri bir kez daha yazmakta yarar görüyorum. ‘Huzursuz ve istikrarsız bir dünyada hiç kimse güvende değildir. Bize bir şey olmaz mağrurluğu, her koyun kendi bacağından asılır mantığı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın masalı alıcısı olmayan, satıcısı bulunmayan çürük ve küflü mal gibidir. Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi/stratejik düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır. Dijitalleşmenin sürekli çıta yükselttiği, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde göz kamaştıran sıçramaların yaşandığı bir zaman tünelinde insan iki durumla eşanlı karşı karşıyadır. Birisi kalabalıklar içindeki yalnızlığı, diğeri de yalnızlığının tam ortasındaki uğultulu kalabalıklardır. Mesele insanın baştan ayağa taş kesilmesi değil, asıl muharrik sorun kalbin katılaşması, vicdanın taşlaşması, merhamet duygusunun kapanmasıdır. Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir.
Grup konuşmasının burasında Bahçelinin kendi TRBMM grup üyelerine, İl Başkanlarına verdiği mesaja bakmak gerekir
’ Şayet sesimizi değil de sözümüzü yükseltirsek, kaldı ki bu yüksekliği milli ve manevi değer hükümleriyle perçinlersek, hepsinden mühimi ülkemizin menfaatini diğer bütün şahsi ve siyasi menfaatlerin önünde ve üstünde tutarsak o zaman tezahür eden her söz, her düşünce, her görüş millet vicdanında makes bulacaktır. Çünkü aziz millet varlığının basireti tıpkı tükenmez cevher gibidir. Fakat cümle cümle maluliyetle ihata edilmiş çelişki çukurlarına düşen açıklamaların, ahlaki safiyetle kalbi samimiyetten mahrum ilke ve içerik yoksunu istismarcı çıkışların talihi biliniz ki makûstur. Bu makus düşünce ve ezberlerin millet nazarında ne bir karşılığı ne de bir değerinden bahsedilebilecektir. Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır. Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, özellikle siyaset müessesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir.
Devam Edecek

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image