ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller

ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller

ABD’nin çok geçmeden önümüzdeki günlerde,beklide saatlerde İran’a askeri saldırı düzenleyebileceği ihtimali her geçen an güçleniyor.
Başkent Bülten okuyucuları belki bu yazı dizisini okuduğunda ABD uçak gemisinden kalkacak uçaklar ve gemilerden fırlatılacak süpersonik füzeler ateşlenmiş olabilir.
Sadece İran coğrafyası değil tüm Ortadoğu büyük bir kaosa ve çatışma alanına dönüşebilir.
Özellikle körfez ülkeleri olası İran saldırısında ana hedef haline gelecektir zira Ortadoğu coğrafyasında yer alan tüm ülkelerde ABD in ciddi büyüklükte askeri varlığı var.
Yine İsrail’inde olası İran müdahalesinde tarafsız kalacağını düşünmek akıl dışı bir varsayımdır.
Yine Trump tehdidi altındaki Avrupa Ülkelerinin İran saldırısını önlemeye yönelik diplomatik ve caydırıcı gücü yoktur.
ABD hemegonyası altındaki Birleşmiş Milletlerinde bu savaşı durduracak yaptırım gücü ve kuvveti yok.
İran’ı arka bahçesi gören Çin ve Rusya’nın ABD karşısında ciddi bir duruş göstermeyecekleri apaçık ortadadır.

Çin ve Rusya belki el altından askeri cihaz ve silah cephane tedariki sağlama olasılığı abluka altındaki İran topraklarına ulaşma ihtimalini düşürmektedir.
Akla takılan en temel soru şu
Neden Trump durup dururken böylesi büyük çapta bir saldırıyı gündeme getirdi.
Venezüella Başkanını yatak odasından kaçırıp ABD ye getiren Trump Şimdi neden hedefine Iranı koydu.
ABD iç politikasını ve ekonomik yapısını yakından inceleyen akademisyenler bu devletin büyük bir ekonomik açmazda olduğunu belirtip başta Petrol ve altın olmak üzere büyük ekonomik araçlarının eksikliğinin bu ülkenin gittikçe saldırgan bir metot izlemesini ülke yönetimlerine dayattıklarını belirtiyorlar.
Emperyalist Hedefler büyük ölçüde öngörülebilir ancak sonuçlar son derece belirsiz.
En kısa zamanda Diplomatik bir uzlaşma sağlanamaz ve ABD Başkanı Donald Trump, İran’a saldırırsa, kısa, orta ve uzun vadede tüm dünya büyük bir istikrarsızlık ve ekonomik darboğazla karışılacaktır.
ABD İran’a saldırırsa meydana gelebilecek hadiselere kısa başlıklarla bakmaya çalışalım
1-ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri harekâtı, yalnızca Tahran’ı değil, Ortadoğu’nun tamamını ve küresel dengeleri etkileyebilecek sonuçları mutlaka meydana getirecektir. doğurabilir.
Bu ihtimalden yola çıkarak uluslar arası haber ajanslarının bu hususta ne dediğine bakalım;
BBC'nin haberine göre; olası senaryolar, sınırlı ve “cerrahi” bir operasyon ihtimalinden bölgesel savaşa ve uzun süreli kaosa kadar uzanıyor
Bu olasılığa göre Sınırlı, hedefli saldırılarla İran rejimin çökmesi istenmekte ve ABD güdümünde hareket edecek bir iktidarın bvaşa gelmesi ilk hedeftir. Yine bazı batılı savaş uzmanları ABD hava ve deniz kuvvetleri, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), ona bağlı paramiliter Besic güçleri, balistik füze üsleri ve İran’ın nükleer programını hedef alan sınırlı ve hassas saldırılar düzenleyecektir demektedir. Zira İran’daki molla rejimini ayakta tutan en etkili silahlı yapı devrim muhafızlardan meydana gelmektedir.
Dünya kamuoyundan çekinen ABD üst yönetimi ve Trump Sivil kayıpların minimumda tutulduğu bu senaryoda, zaten zayıflamış olan rejimin devrilmesi ve İran’ın zamanla gerçek bir demokrasiye geçmesi öngörmektedir.
Tabiatıyla bu hesap ne kadar tutacak bilinmiyor zira savaşlarda kurşuna adres sorulmaz. Ancak bu senaryo son derece iyimser ve gerçeklikten çok uzakta.

2. Olasılık ise son derece ütopik. Başta Türkiye olmak üzere birçok bölge ülkeleri araya girip Rejim ayakta kalmak garantisiyle mollaların, politikalarını yumuşatmasını sağlar. Başta Türkiye, Avrupa Birliği, Rusya ve Çin, mollar üzerine diplomatik bir savaş başlatır.
Bu ihtimal, “Venezuela modeli” olarak tanımlanıyor. Buna göre ABD’nin hızlı ve sert askeri müdahalesi rejimi devirmeden bırakır ancak Tahran yönetimi politikalarını yumuşatmak zorunda kalır.
Bu durumda İran İslam Cumhuriyeti varlığını sürdürür ancak bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği sınırlandırır, nükleer ve balistik füze programlarını askıya alır ya da ciddi biçimde kısıtlar ve iç protestolara yönelik baskıyı azaltır. Yine de İran yönetiminin 47 yıldır değişime direnmiş olması, bu senaryonun da düşük ihtimalli görülmesine neden oluyor.
Bu olasılığı azaltan en önemli aktörün İsrail olacağı ayrı bir realitedir.
İsrail mevcut İran rejiminin yıkılmasını kendine ana gaye edinmiş durumdadır.

3. Rejim çöker, askeri yönetim gelir ihtimali dillendirilen önemli bir senaryo.
Mollalar denetimindeki askeri yapı çok parçalı olduğu için ordu içindeki ABD ve Avrupa hayranı bazı generaller içteki karışıklığı bahane edip rejimi yıkabilir.
Zira Şah rejimini yıkanda bazı askeri komutanlar olduğu açık bir gerçeklilikti.
Yine birçok uzman Şah dönemi artıklarından bazı kripto komutanların uygun zaman ve zemini kollandıklarını belirtmektedirler.Saddam deviren
Kaddafi’yi tahtından indirenlerin devşirilmiş üst düzey komutanlar olduğu zaten sır değil,
Pek çok uzmana göre en olası senaryo bu. Rejim toplumun geniş kesimleri nezdinde popülerliğini yitirmiş olsa da, mevcut düzeni korumaktan çıkar sağlayan güçlü ve yaygın bir güvenlik aygıtı bulunuyor.
Geçmiş protesto dalgalarının rejimi devirememesinin temel nedeni, güvenlik güçlerinden kayda değer bir kopuş yaşanmaması ve iktidarın sınırsız şiddet kullanmaya hazır olması olarak görülüyor.
ABD saldırısı sonrası oluşacak kaos ortamında, ülkenin Devrim Muhafızları ağırlıklı sert bir askeri yönetim tarafından kontrol altına alınması ihtimali güçlü kabul ediliyor.

4. İran başta Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ile bu ülkelerdeki ABD üslerine ve saldırır
Radikal İran yanlılarının ABD saldırısı karşısında eli kolu bağlı kalacaklarını düşünmek gerçeğe aykırı bir durumdur.
Bir kedi bile köşeye sıkıştırıldığında insanı tırmalar.
Köşeye iyice sıkışan İran yönetimi akla hayale gelmeyecek bir tepki ve karşılık ortaya koyabilir.
Kadim bir kültüre ve geçmişe sahip İranlılar asla bir Libya veya Irak gibi hemen teslim olmaz diye düşünmekteyiz.
Son İsrail saldırılarında felç durumuna girmiş İran rejimi sert ve acımasız tutumuyla geçmişten ders almıştır ve bu kez bu kadar kolay teslim olmaz diye düşünenlerdeyiz.

Çünkü İran yönetimi, olası bir ABD saldırısına karşılık vereceğini açıkça ilan ederek “parmağımız tetikte” mesajı verdi.
İran’ın ABD donanması ve hava kuvvetleriyle baş edebilecek güçte olmadığı bilinse de, balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla karşılık verebileceği değerlendiriliyor.
Körfez’de Bahreyn ve Katar başta olmak üzere ABD üsleri bulunurken, İran’ın ABD saldırısına destek verdiğini düşündüğü Ürdün gibi ülkelerin kritik altyapılarını da hedef alabileceği belirtiliyor. 2019’da Suudi Aramco tesislerine yönelik füze ve drone saldırısı, Körfez ülkelerinin bu tür saldırılara ne kadar açık olduğunu göstermişti.

5. İran Hürmüz Boğazı’na mayın döşer ve buradan yapılan petor ve ticari sevkiyatı durdurabilir
Bu senaryo, küresel ticaret ve enerji piyasaları açısından en kritik başlıklardan biridir
Çünkü. İran-Irak Savaşı sırasında İran’ın Körfez’de deniz mayınları kullandığı ve uluslararası güçlerin bu mayınları temizlemek zorunda kaldığı ve bu hususta çok sıkıntılı süreçler yaşandığı biliniyor. hatırlatılıyor.
İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli enerji geçitlerinden birisidir. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si ve petrol ile petrol ürünlerinin yüzde 20-25’i bu boğazdan geçiyor. İran’ın kısa sürede deniz mayını döşeyebilecek kapasiteye sahip olduğu ve bunun petrol fiyatlarını küresel ölçekte sarsabileceği vurgulanıyor.
Küresel ölçekte patlayacak petrol fiyatları tüm ekonomik dengeleri sarsarak büyük bir enflasyon sürecini dünya devletlerine dayata

6. İran bir ABD savaş gemisini batırıp yenilmez ABD armadası efsanesine son verebilir.
Düşük ihtimalli ancak en çarpıcı senaryolardan biri de bu. ABD donanmasında görev yapan bir kaptanın ifadesine göre, İran’dan kaynaklanan en büyük tehdit “sürü saldırısı” olarak görülüyor. Bu taktik, çok sayıda patlayıcı yüklü drone ve hızlı torpido botunun aynı anda hedefe yönelmesi anlamına geliyor.
Devrim Muhafızları Donanması, klasik donanma anlayışı yerine asimetrik savaş yöntemlerine odaklanmış durumda. Böyle bir saldırının bir ABD savaş gemisini batırması ve mürettebattan esir alınması, Washington için büyük bir prestij kaybı anlamına gelir. USS Cole’un 2000 yılında El Kaide saldırısıyla ağır hasar alması ve 1987’de USS Stark’ın vurulması bu riskin geçmiş örnekleri olarak hatırlatılıyor.
Böyle bir ihtimal iç politikada zor günler yaşayan Trump ve Cumhuriyetçileri çok zor duruma sokabilir.Kaos e kriz politikasını başka ülkelere ihraç etmek isteyen ABD kaos ve huzursuzluğu kendi topraklarına taşıyabilir.

7. İran Rejimi çöker, ülke kaosa sürüklenir. Suriye örneği İran 4 Parçaya bölünür.
Türkiye dâhil Bölge ülkelerinin en fazla kaygı duyduğu senaryo budur.
Zira kaosa sürüklenmiş İran’da büyük göç dalgaları meydana gelir ve bütün Ortadoğu coğrafyasında tüm dengeler alt üst olur.
İran’da bir iç savaş ihtimali, Suriye, Yemen ve Libya örneklerinde olduğu gibi uzun süreli bir istikrarsızlığa yol açabilir. Ayrıca Kürtler, Beluçlar ve diğer etnik gruplar arasında silahlı çatışmaların patlak vermesi riski de bulunuyor.
İsrail başta olmak üzere birçok ülke İran İslam Cumhuriyeti’nin zayıflamasını memnuniyetle karşılasa da, 93 milyonluk nüfusuyla Ortadoğu’nun en kalabalık ülkelerinden birinin kaosa sürüklenmesi, büyük bir insani ve mülteci krizini tetikleyebilir.
En büyük tehlike, ABD’nin İran sınırlarına bu kadar büyük bir askeri güç yığdıktan sonra geri adım atmamasının bir “itibar” meselesine dönüşmesi. Böyle bir durumda, net bir hedefi ve çıkış stratejisi olmayan bir savaşın başlaması ve sonuçlarının öngörülemez hale gelmesi ihtimali giderek artıyor.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image