Ankara’yı bilmeyenler onu gri sanır.
Oysa Ankara gri değildir… Ankara suskundur.
Bu şehir bağırmaz.
Ama dinlemeyi bilene her şeyi anlatır.
Sabahın erken saatlerinde Kızılay’dan geçen bir adam düşün…
Elinde simit, cebinde eksik umutlar.
Otobüse yetişmeye çalışırken aslında hayata yetişmeye çalışır.
Kimse fark etmez onu.
Ama bu şehir eder.
Çünkü Ankara, insanı kaydetmez…
İnsanı biriktirir.
Ulus’un taşlarında eski bir devlet ciddiyeti vardır.

Her adımda bir kararın gölgesi dolaşır.
Bir zamanlar alınan kararların yankısı hâlâ kaldırımlarda gezinir.
Ve sen farkında olmadan o tarihin içinden geçersin.
Akşam olur…
Aynı adam bu kez yorgun döner.
Omuzları düşmüş, gözleri dalgın.
Ama bu şehir gariptir…
İnsanı yormaz, insanın yorgunluğunu emer.
Çay ocağında bir bardak çay içersin,
Sanki hayat sana kısa bir mola vermiş gibi hissedersin.
İşte Ankara budur…
Göstermez.
Ama hissettirir.
Burada herkesin bir hikâyesi vardır
Ama kimse anlatmaz.
Çünkü Ankara’da insanlar konuşmaz…
Yaşar.
Ve en ilginci şu:
Bu şehir seni değiştirmez.
Seni sana gösterir.
Bir gün gidersin…
Ama bir parçan hep burada kalır.
Çünkü Ankara
Seni unutmaz.
