Politika

Başkent Toplumunda Ayrışma, Küsme ve Kopuş

Siyaset, siyasilere bırakılamayacak kadar önemli bir konudur ve Milletin büyük bir bölümü siyaseti sadece izlemekle kalıyor.

Siyasette katılımcılık çok önemlidir.

Ülkemizin sorunlarına karşı kimin bir sözü, fikri ve projesi varsa bunların değerlendirilmesi toplumsal kalkınma hızımızı inanın çok arttıracaktır.

Peki, mevcut ve yeni kurulacak partiler ve liderler katılımcılığı özendirecek projeleri hayata aktarmada yeterli çalışmalar yapıyor mu?

Bu soruya gönül rahatlığıyla ‘Evet’ demek mümkün değil.

Yıllarca liderler siyaseti ele geçirme, ya da arka bahçede pazarlıklarla işi götürme ile iktidarı ele geçirme çabası içinde zaman tükettiler

Ülkemizde siyaset kurumunun en önemli yapı taşı olan particilik konusunu irdelediğimizde çok ilginç bulgulara rastlıyoruz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11 Şubat 2019’da yayınladığı listeye göre, Türkiye’de 104 tane parti var ve bunların 77 adedi şu anda siyasi faaliyet gösteriyor.

Başkent Toplumunda Ayrışma, Küsme ve Kopuş

Türkiye'nn Sorunları ve Siyaset Kurumu

Anadolu denen bu coğrafyada ebetteki sorunlar asla bitmez.
Bir sorun daha çözülmeden başka bir sorun uç verir.
Türkiye’nin önündeki bu devasa sorunların elbette bir geçmişi var.
Osmanlı devrinden itibaren her geçen gün artan problemler genç cumhuriyetle birlikte azda olsa çözüm arayışlarına dönüşse de istenen ve arzulanan içleşmeler tam başarılamadı.
Bu meselenin en temel nedenlerinden biride belki birincisi bu coğrafyanın jeopolitiğidir.
Türkiye en basit tanımla Asya ve Avrupa arasında doğal bir köprü.

Türkiye'nn Sorunları ve Siyaset Kurumu

Ankara Şehir Hastaneleri

Güzel Ankara’mızda iki tane devasa şehir hastanesi var
Ankara Bilkent ve Etlik şehir hastanesi
Etlik şehir hastanesi Bilkent şehir hastanesine göre hem daha büyük kapasitede hem de çok daha geniş bir alana yayılmış
Bilkent şehir hastanesi ilk kurulan.
Etlik daha sonra hizmete girdi.
Etlik şehir hastanesini inşaat halindeyken görmüş ve Hasta hanenin devasa giriş şekil ve sayısından çok etkilenmiştim.
Yakın zamanda Ulusal TV kanallarında Sağlık Bakanlığı’nın “Şehir Hastaneleri” tanıtımını, daha doğrusu reklamını, izlemişsinizdir.
Özellikle Başkentteki ’ etlik şehir Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biridir. İkinci sırada ise Bilkent Şehir hastanesi geliyor.
Ankara Şehir Hastanelerinin açılma sürecinde Ankara Numune Hastanesi hizmete kapandı.
Numune Hastanesi Kurtuluş Savaşı'nda yaralanan askerleri tedavi eden Ankara’nın o dönemlerdeki tek hastanesi idi.

Ankara Şehir Hastaneleri

Başkentli Çocuklar

Çocuklar

Geleceğimizin teminatı

Öyle diyoruz da çocukların kişisel gelişimine onların sağlıklı bir beden ve zengin bir gönül dünyasına kavuşmaları için toplum olarak ne yapıyoruz?

Bu soruya gönül rahatlığıyla evet çocuklarımızın mutlu ve gelecekten umutlu yaşamaları adına her şeyi yaptık, yapıyoruz diyebiliyor muyuz?

Sanırım bu soruya çoğumuz Evet diyemeyiz.

Peki, bu hususta bürokrasi, yerel yönetimler özel kurum ve kuruluşlar bir şeyler yapma gayretinde mi?

Bu görüşe doyurucu ve doğru cevap vermek imkânsız.

Yerel yönetimlerin gençlere yönelik bazı çalışmaları, alt yapı hizmetleri yok değil ama bu hizmetler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Eğitimcilere göre yeni nesil çocukların ilgi alanları değiştiği için tatminsiz ve zevksiz bir gençlik uç veriyor.

Başkentte çocuk olmak. Çocukluk anılarını bu topraklarda yaşamak bir şans mı şansızlık mı sorusu beynimin bir köşesinde sürekli beni rahatsız eden bir soru

Başkentli Çocuklar

Bir Anı - Bir Olay

Arkadaşlarla yaptığımız grup toplantılarında bana geçmiş siyasi olaylar sorulur.
Siyasi tarihimizde çok çarpıcı, ilginç olaylar vardır.
Ülkemiz mazisindeki siyasi olaylardan en ilginç olanı paylaşayım.
Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal Türk siyasetinin en etkili isimlerinden biriydi. Özallı yıllarla ilgili birçok önemli olay hala gizemini koruyor.
Kamuoyunun pek bilmediği bir Özal’la ilgili sadece bir tanesini siz gazetemiz okurlarıyla paylaşayım.
İleriyi gören merhum Özal 2000’li yıllarına gelindiğinde başta savaşlar olmak üzere hayatın birçok alanında bilgisayarların çok etkili olacağını her fırsatta etrafına söylüyordu.
Bu görüşünü pratiğe aktarmak için bazı girişimlerde, operasyonlarda bulunmak istiyordu ancak hükümetle, devletteki kimi kurum ve kuruluşlara çok güvenmediği için kendi etrafında çok güvendiği bir kişiyle, rahmetli Adnan Kahveci’ ile bu operasyonu yapmaya karar verdi.

Bir Anı - Bir Olay

Türkiye'nin Önündeki Tehditler-Tehlikeler-Fırsatlar

Bu yüzyılda ülkemizin jeopolitiğinin hassaslığı ve dünyada beklenmeyen politik, ekonomik askeri kaynaklı olumsuz hadiseler bu coğrafyada yaşayan bizlerin önüne belirsizliklerle dolu bir dönemi getiriyor
Türkiye tarihinin en kritik jeopolitik, ekonomik, toplumsal imtihanını veriyor.
Ülkemizin karşısında olan birçok ülkenin Türkiye’ye karşı yürüttüğü çok cepheli güç bu cenneti bölme operasyonunu yürütüyor.
İşin hazin ve acı tarafı ülkemizi bölmeye, parçalamaya yönelik operasyona bilerek veya bilmeyerek birçok insanımızın da bu hain plana destek vermesi.
İçimizdeki bedbahtlar ile dış güçlerin devşirme maşaları bu kalleş, sinsi ve çirkin planlamalarda yer alırken bu hainliklerini demokrasi,insan hakları,kültürel haklar maskesiyle gizlemektedirler.
Bu topraklarla aidiyet duygusunu kaybetmiş kutsal değerlerimiz olan ezan , bayrak,din,devlet gibi bizi biz yapan duygu ve düşüncelerden kopmuş hainlere anlatacak ne bir fikrimiz ne önerimiz olamaz.

Türkiye'nin Önündeki Tehditler-Tehlikeler-Fırsatlar

ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller

ABD’nin çok geçmeden önümüzdeki günlerde,beklide saatlerde İran’a askeri saldırı düzenleyebileceği ihtimali her geçen an güçleniyor.
Başkent Bülten okuyucuları belki bu yazı dizisini okuduğunda ABD uçak gemisinden kalkacak uçaklar ve gemilerden fırlatılacak süpersonik füzeler ateşlenmiş olabilir.
Sadece İran coğrafyası değil tüm Ortadoğu büyük bir kaosa ve çatışma alanına dönüşebilir.
Özellikle körfez ülkeleri olası İran saldırısında ana hedef haline gelecektir zira Ortadoğu coğrafyasında yer alan tüm ülkelerde ABD in ciddi büyüklükte askeri varlığı var.
Yine İsrail’inde olası İran müdahalesinde tarafsız kalacağını düşünmek akıl dışı bir varsayımdır.
Yine Trump tehdidi altındaki Avrupa Ülkelerinin İran saldırısını önlemeye yönelik diplomatik ve caydırıcı gücü yoktur.
ABD hemegonyası altındaki Birleşmiş Milletlerinde bu savaşı durduracak yaptırım gücü ve kuvveti yok.
İran’ı arka bahçesi gören Çin ve Rusya’nın ABD karşısında ciddi bir duruş göstermeyecekleri apaçık ortadadır.

ABD İran'a Saldırırsa Olası İhtimaller

Erdoğan Sonrası

Son zamanlarda Başkent kulislerinde kısık sesle dillendirilen bir husus var:
Erdoğan sonrası ne olacak?

AK Parti’nin başına kim geçecek?
Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan AK Parti’nin başına getirilecek mi?
AK Parti, Erdoğan sonrası dağılıp siyasi tarihin çöplüğüne mi gidecek?

Buna benzer onlarca soru havada uçuşurken, önüne gelen bu sorulara kendince cevaplar vermeye çalışıyor.

Tüm bu dedikodunun kaynağının daha derinlerde yattığını düşünüyorum.
Özellikle ABD’de önümüzdeki aylarda çok önemli gelişmeler olacağı kanaatindeyim.

Venezuela ile başlayan politik gerginliğin nasıl bir noktaya evrileceğini kimse tahmin edemiyor.
Rusya–Ukrayna savaşının gelecekteki belirsizliği ise ABD ve Avrupa başkentlerinde yoğun biçimde tartışılan bir mesele.

Erdoğan Sonrası

Siyaset - Din ve Sosyal Medya

Sosyal medya, hayatın birçok alanını derinden etkilemeye başladı.
Özellikle akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte, sosyal medyanın siyasete ve son aylarda dini hayattaki tartışmalara ciddi biçimde zemin oluşturduğunu görüyoruz.

Sosyal medya platformlarında siyaset ve dini içerikli tartışmalar adeta almış başını gidiyor.
Dine ve siyasete yönelik yoğun bildirimlerin azalacağına, her geçen gün artma eğilimine girmesi aklı başındaki insanları ciddi manada kaygılandırıyor.

Sosyal medyada başlayan bu tartışmaların büyümesi, yaygınlaşması ve köpürmesi hayra alamet değil.
Siyaset, spor, toplumsal huzursuzluk ve dini konularda çoğu temelsiz, gerçek dışı ve yalan bildirimlerin önlenmesi şu anda mümkün görünmüyor.

Siyaset - Din ve Sosyal Medya

Kaliteli İnsan Olmak

Çapsız adamın olacağına kaliteli rakibin olsun der bir Japon atasözü.
Japon bu sözü kullanırken hakaret etmeyi, aşağılamayı düşünmez; sadece iş ve ticaret dünyasını uyarmak istemektedir.
Çapsızlık vurgusu çok önemlidir.
Hayatımızın tüm kesitlerinde çapsız birçok insanı tanıdık.
Bugünlerde ulusal medyanın bazı köşelerine çöreklenmiş yazar-çizer takımını ibret ve hayretle izliyorum.
Bu tiplerin okumadan, araştırmadan, incelemeden, bilgi sahibi olmadan fikir öne sürmeleri trajikomik bir durumdur.

Kaliteli İnsan Olmak

Adalet Kavramı Üzerine Birkaç Söz

Ülkemizde son günlerde tartışılan en önemli kavramlardan biri adalettir.
Aslında çoğu zaman hukuk sözüyle adalet kavramı birbirine karıştırılır.

Adalet olgusu, insanın ilk yaratılışından beri bilinen ve dillendirilen bir husustur.
Toplumlar sosyal yönden geliştikçe, adaleti sağlamak adına hukuk denilen sistemi üretmişlerdir.

Adalet anlamında en kapsamlı ve doyurucu açıklamayı İslam dini yapmıştır.
Bu konuda mübarek dinimiz şöyle der:

Adalet Kavramı Üzerine Birkaç Söz

Karşıtlık Teorisi

Batı Başkentlerinde üretilip başta Türkiye olmak üzere birçok ülke siyasetine ihraç edilen yeni bir strateji var.
Yeni siyasi teoremin adı Karşıtlık Teorisi
Batı ülkeleri kendi çıkarlarına aykırı düşünen, davranan iktidarların yerine kendilerine yakın muhalifleri ve partileri yönetime taşımak adına dolaşıma soktukları bu stratejik siyasi yöntemi kısaca şöyle aktarmak mümkündür.

Karşıtlık Teorisi

2026 Yılına Girmeden Birkaç Söz

Üzerinde yaşadığımız coğrafya ve dünyadaki gelişmeler, 2026 yılına gireceğimiz bugünlerde çok riskli bir dönemi önümüze koymakta.

Günümüz dünyasında devletler, ekonomiler, siyasetler, kültürler, insanlar çok daha “karşılıklı bağımlı” hale gelecekler ve dünyanın herhangi bir yerinde olan bir gelişme dünyanın her tarafını etkileyecek.

Bir yanda halen eskisi kadar olmazsa da Korona virüsün yol açtığı salgın hastalığının yavaş yavaş geçen etkileri, diğer yanda Rusya–Ukrayna arasındaki amansız savaş, diğer yanda bu savaşın neden olduğu gıda krizi, enerjiye ulaşmadaki sorunlar dünyayı tehdit etmeye devam ettiği bu zaman diliminde devletler ve yönetimler çaresizliğin girdabından çıkmak için çırpınıyor.

Evet, riskli ve zor bir yıl bizi bekliyor…

2026 Yılına Girmeden Birkaç Söz
Please fill the required field.
Image