Doğadaki Matematik Finans Dünyasını Gerçekten Yönetiyor mu?Bir ayçiçeğinin merkezine dikkatle bakıldığında kusursuz bir düzen görülür. Aynı düzen çam kozalaklarında, deniz kabuklarında ve hatta galaksilerin spiral yapılarında da karşımıza çıkar. Bu d...
ÖZET Bu rapor ASİM-Ankara-Strateji-İletişim Merkezi tarafından iş dünyamızın bileşenleri olan sanayicilerimiz ile girişimci olmak isteyen dostları bilgilendirmek amacıyla hazırlandı.
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ ANA YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ ANA TEŞVİK BİLEŞENLERİ; TEVŞVİK MEVZUATINDA YATIRIM CİNSLERİ
GİRİŞ Yatırımların yönlendirmesi ve sağlanan teşvikler hakkında detaya girmeden önce yatırım teşvik mevzuatı hakkında temel bilgiler ile başlamak istiyorum. Zira ilerleyen zaman içerisinde yazılarımızda bütün detayları ve uygulamalarla
Kitlelerin spora, özellikle futbola duydukları ilgi arttıkça futbol ekonomisi her geçen gün büyüyerek devasa bir konuma geliyor. Büyük bir gösteri ve keyif veren spor dalı olan futbol, günümüz dünyasında en popüler meslek alanlarından biri hâline geliyor. Aileler “Çocuğum ünlü bir futbolcu olsun, hayatımız kurtulsun” anlayışıyla futbol okullarının önünde kuyruklar oluşturuyor.
Özellikle futbol ekonomisinde dönen çılgın paralar, transferler, hoca ücretleri baş döndürüyor. Sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerde de “futbol” önemli bir gündem oluşturuyor. Bu bağlamda futbol, GLOBAL ve
Ak Parti iktidarı geçen aylarda önemli bir karara imza attı. Bu kararı uygulamaya alan Ak Parti iktidarı piyasadaki durgunluğu aşmak istiyor. Hükümetin ekonomi dümenindeki isimler her ne kadar ekonomi politiğin gereklerini yapsa da piyasa bu kararları önemsemez. Çünkü piyasanın tek bir realitesi var, o da sıcak para hareketinin devam etmesi. Sıcak para akışı durduğunda veya yavaşladığında esnaf malını satamaz. Esnaf mal almayınca üretici firmaların ellerindeki mal patlar. Stoklardaki Mal fazlasını eritmek isteyen üretici bu kez üretimi keser. Üretimsizlik ise işsizliği tetikler. Son yıllarda dar ücretlilerin tümüne yakını kredi kartlarına abanarak yaşamını sürdürmek çabasındadır. Kredi kartlarındaki taksitlerin sınırlı olması kredi kartıyla yaşamak zorunda kalan insanları daha az harcamaya yöneltiyor. Ak Parti hükümeti bu kısır döngüyü aşmak için kredi kartlarındaki taksit sayısını artırarak piyasada bir ekonomik canlılık yaratmak peşinde. Ak Parti iktidarının Taksitli alışverişe getirilen kolaylıklarla halkımız, kredi kartı ile borçlanarak en az yeni 50 milyar TL’lik ek harcama yapacak ve piyasa canlanacak diye bir öngörü söz konusudur. Aslında halkın borçlanarak yaptığı harcamalar ekonomide kısa süre ve sınırlı canlılık yaratır. Piyasanın kalıcı olarak canlanması için üretimi artırırsak gelir ve istihdam artar diye düşünmekteyiz. Ak Parti hükümetinin Kredi kartları ile alışverişte taksit sınırını kaldırılmayı düşünmesi, kredi kartı borçlarını ödemede vadenin uzatılması yaklaşık 35 milyon kişiyi ve bunlara bağlı yaşayanları ilgilendiriyor. Çünkü 35 milyon kişi bireysel kredi kartı ile alışveriş yapıyor. Çünkü kredi Kartlarla yapılan alışveriş tutarı 300 milyar TL’ye yakın. Kişi başı ortalama borç yaklaşık 10.000 TL dolayında. Elbette bu rakamlar genel rakamlar Hükümet bu realite ışığında kredi kartları ile taksitli alışverişlerde düzenleme yapacak diye düşünüyoruz. Günümüz Türkiye’sinde Kredi kartlarında en düşük harcama limiti 5.200 TL’ye çıkarıldı ve taksitleme sınırı 9 aydan 12 aya yükseltildi. Cep telefonu, akaryakıt, gıda harcamalarında taksitleme yok. Bilgisayar ve teknolojiye dayalı ürünlerde taksit süresi 6 aya düşürüldü. Ekonomi kurmaylara göre kredi kartı kullananların 50 milyar TL tasfiye olunacak (ödenememiş) borcu var. Bu borçlara 72 aya kadar vade ile yeniden yapılanma imkânı tanınmak isteniyor 15 Temmuz hain FETÖ işgal hareketinden bir süre sonra ekonomide büyük bir operasyon yapan emperyalizmin tek bir hedefi vardı. Darbeyle çökertilemeyen ülkemizi ekonomik manada sıkıntıya sokarak yeni bir planlama yapmak. Bu noktada ekonomik büyüme yavaşladı. Hükümet ekonomide üretim artışının önünü açmak için iç talebi canlandırma arayışında ve kredi kartlı alışverişte taksit sınırını kaldırmayı çare olarak görebilir. Elbette bu geçici çözümle Kredi kartı borçlarını ödemeye kolaylık getirilecek. Bir ülkenin ekonomik büyümesinde motor güç üretimdir. Talep olmaz ise üretim de olmuyor. Ülkemizin ihracatı yani dış talep, değişik nedenlerle artmıyor. Kredi kartında taksit sınırı kalkınca iç talebin canlanması, bunun sonunda da üretimin artmasını bekleyen ekonomi kurmayları yeni çözümler bulmak zorunda. Asgari ücretin 2026 yılbaşında yükseltilmesinin etkisiyle yılın ilk üç ayında tüketim harcamalarında artış olacak gibi görünüyor. 2026 yılı içinde Alt gelir grubundaki nüfusun ikinci çeyrekte nefesi kesildi. Yılın ikinci üç aylık döneminde tüketim yavaşladı. Bu süreç Kredi kartlarındaki sınırlamanın kaldırılmasının piyasaya hareket getireceği varsayımıyla aşılmak gayesinde. Bugünlerde taksitli alışverişe getirilen kolaylık sonucu halkımızın, kredi kartı ile borçlanarak en az 30 milyar TL ek harcama yapmasına imkân verileceği ve böylece piyasanın canlanacağını söyleyen bankacılık uzmanları ne kadar haklı çıkacak bunu zaman gösterecek.. Yine bankacılık uzmanları Taksitli kredi kartı ile borçlananların yarısı, kredi kartı limiti 1.000 TL ile 2.500 T. arasında olan dar gelirliler diye ifade etmekte. Taksitte vade uzadıkça, taksit miktarı küçülüyor. Taksit miktarının küçük olması tüketiciyi harcamada cesaretlendiriyor. Kısaca hükümetin arayışı vadeyi uzatarak ve taksit miktarını artırarak halkın daha fazla borçlanmasını teşvik etmek isteniyor. Halkın borçlanarak yapacağı 30 - 50 milyar TL ek harcama ile piyasanın canlanması bekleniyor. Kredi kartlarıyla ilgili düzenlemelere ek olarak bankaların tüketici kredileri ile konut kredileri için de düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemelere baktığımızda şunları görüyoruz; Tüketici kredilerinde vade 36 aydan 48 aya çıkarıldı. Konut kredilerinde bankaların toplam satış fiyatına göre yüzde 75 olan kredileme sınırı yüzde 80’e yükseltildi. Unutmadan şunları ifade edeyim;. Hükümetin kredi kartları, tüketici kredileri ve konut kredileriyle ilgili bu düzenlemelerini uygulayacak olan bankalardır. Bankalar belirlenen sınırlamalar içinde, müşterisinin durumuna, bankanın kaynaklarına ve imkânlarına göre her müşterinin durumunu ayrı bir bakışla değerlendirilecek. Hükümetin düzenlemeleri halkın daha fazla borçlanmasının önünü açıyor. Halkın tüketim için borçlanması gelecekteki gelirlerini önceden harcaması demektir. Gelecekteki gelirlerin önceden harcanmasının bir sınırı vardır. Halkın geliri beklediği ölçüde artmaz ise (ekonomi büyümez ise), halkın borçlanarak yaptığı harcamalar ekonomide kısa bir süre ve sınırlı ölçüde canlılık yaratır ama uzun dönemde bu harcamalar hem halkı üzer, hem de ekonominin sağlığını bozar. Ak Partinin ekonomik uzmanlarına şu mesajı vereyim; Halkı mutlu edecek borçlanarak tüketimi artırması değildir. Üretim artarsa, gelir ve istihdam artar. Halk ancak böyle mutlu olur. Halkın mutsuz olması ise ilk seçimde hükümete yol, su, elektrik olarak döner.
Dünya çok hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecinin başında. Tarım, sanayi, sanayi sonrası bilgi toplumu, dijital dünyadan şimdide ‘SİBERNASYON’ çağına giriş yapıyoruz. Sibernasyon teriminin açılımını Yapay Zeka destekli ‘bilgisayarlar yardımıyla fabrikalarda makinelerin üretimi kendi kendine yapmaları’ olarak kısaca tanımlanabiliriz. Bu geçiş çok sancılı, sıkıntılı bir süreçtir.